Lojistik depolarında, fabrikalarda ve üretim bantlarında çalışan elektrikli forkliftlerin ve istif makinelerinin kalbi olan traksiyoner aküler, son derece güçlü ancak bir o kadar da hassas kimyasal sistemlerdir. Yüz binlerce lira değerindeki bu devasa enerji depolarının ömrünü belirleyen en kritik unsur, ne yazık ki sanayide en çok ihmal edilen veya yanlış uygulanan konudur: Saf Su Bakımı.
Doğuş Akü servis ekipleri olarak sahada en sık karşılaştığımız manzara; üzeri asitli çamurla kaplanmış, kasası korozyondan çürümüş ve hücreleri susuzluktan kavrulmuş genç akülerdir. İşletme sahipleri genellikle “Akünün ömrü bitti” diye düşünerek yeni bir akü siparişi verme hazırlığına girer. Oysa cinayetin sebebi akünün yaşı değil, depoda bir personelin elindeki su bidonuyla yaptığı kritik bir hatadır.
Aküye çeşme suyu mu koydunuz? Suyu şarja takmadan önce mi eklediniz? Yoksa su yerine asit mi ilave ettiniz? Gelin, forklift aküsünün ömrünü iki katına çıkaracak doğru su dolum prosedürlerini ve sektörde doğru bilinen ölümcül yanlışları tüm çıplaklığıyla inceleyelim.
1. Forklift Aküsü Neden Su Eksiltir?
Sulu tip (Kurşun-Asit) traksiyoner akülerin içinde “Elektrolit” adını verdiğimiz, sülfürik asit ve deiyonize saf suyun belirli bir oranda karışımından oluşan bir sıvı bulunur.
Siz makineyi kullanırken (deşarj) ve şarja taktığınızda, akünün içindeki bu kimyasal karışım ısınmaya başlar. Özellikle şarj işleminin sonlarına doğru (akü %80 doluluğu geçtiğinde), hücrelerin içinde fokurdamalar (gazlaşma) meydana gelir. Bu doğal reaksiyon sırasında akünün içindeki sadece su buharlaşarak dışarı atılır. Asit ise kasanın içinde kalır.
İşte bu yüzden, buharlaşıp giden suyun yerine düzenli olarak takviye yapılması, kurşun plakaların havayla temas edip yanmasını engellemek için hayati bir zorunluluktur.
2. Sanayideki En Büyük Hata: Şarjdan Önce Su Eklemek
Bir depo operatörünün yaptığı en masum ama en yıkıcı hata şudur: Sabah mesaiye gelir, makineyi şarja takmadan önce akü kapaklarını açar, suların eksildiğini görür ve tüm hücreleri ağzına kadar saf suyla doldurur. Ardından şarj cihazının (redresörün) düğmesine basar.
Peki bu durumda ne olur? Şarj işlemi başladığında akünün içindeki asitli su ısınır. Fizik kuralları gereği ısınan sıvı genleşir (kabarır). Siz zaten hücreyi şarjdan önce ağzına kadar doldurduğunuz için, o genleşen kaynar asitli su kapaklardan dışarı, akünün üstüne ve çelik kasasına taşar.
Sonuç 1 (Asit Kaybı): Taşan şey sadece su değildir, akünün içindeki kıymetli asittir. Asidi azalan hücrenin bomesi (yoğunluğu) düşer ve o akü bir daha asla tam kapasite güç üretemez.
Sonuç 2 (Gövde Kaçağı): Taşan asit suları akünün yüzeyinde iletken bir tabaka oluşturur. Akünüz, forklift kapalıyken bile kendi kendini deşarj etmeye başlar.
Sonuç 3 (Korozyon): O asit, akünün çelik kazanını (tankını) ve hatta forkliftinizin şasesini zamanla eritip çürütür.
Altın Kural: Saf su KESİNLİKLE VE SADECE şarj işlemi %100 bittikten sonra, makine dinlenme aşamasındayken eklenmelidir! Şarja başlamadan önce hücrelerin içindeki plakalar gözükmüyorsa (yani sadece ucu ucuna ıslaksa) su eklemeyin, bırakın şarj olsun. Şarj bitip sıvı genleşmesini tamamladıktan sonra eksik seviyeyi tamamlayın.
3. Çeşme Suyu veya İçme Suyu Kullanılır Mı?
“Alt tarafı su işte, damacanadan doldur gitsin” mantığı, on binlerce liralık akünüze yapabileceğiniz en büyük ikinci kötülüktür.
Traksiyoner akülere sadece “Deiyonize Saf Su” eklenir.
Çeşme sularında, arıtma sularında veya içtiğimiz pet şişe sularında klor, demir, kalsiyum ve magnezyum gibi mineraller bulunur.
Bu mineraller akünün içine girdiğinde doğrudan kurşun plakalarla tepkimeye girer. Hücreleri kalıcı olarak zehirler ve taşlaşmış bir tabaka oluşturarak akünün kapasitesini geri döndürülemez şekilde bitirir.
Aküye eklenecek suyun iletkenlik değeri 30 µS/cm (mikrosiemens) altında olmalıdır. Bu yüzden her zaman güvenilir tedarikçilerden alınmış, endüstriyel standartlarda deiyonize saf su kullanmalısınız.
4. Aküye Su Yerine Asit (Elektrolit) Eklenir Mi?
Sahada karşılaştığımız en tehlikeli durumlardan biri de, su seviyesinin sürekli düşmesini yanlış yorumlayan personelin aküye dışarıdan sülfürik asit (elektrolit) eklemesidir.
Kesinlikle Hayır! Akünün çalışma döngüsünde buharlaşan şey sadece sudur, asit asla buharlaşmaz (eğer taşırmadıysanız). Siz eksilen suyun yerine asit eklerseniz, hücrenin içindeki asit yoğunluğunu ölümcül seviyelere çıkarırsınız. Aşırı yoğun asit, kurşun plakaları içeriden eriterek aküyü tam anlamıyla “haşlar”.
Asit takviyesi veya bome (yoğunluk) ayarı, sadece Doğuş Akü gibi uzman laboratuvar ortamlarında, hücrelerin kapasitesi ölçüldükten sonra milimetrik kimyasal hesaplamalarla yapılabilen profesyonel bir işlemdir. Asla deponuzda kendi başınıza denemeyin.
5. Su Seviyesi Nereye Kadar Doldurulmalı?
Traksiyoner akü kapaklarının içinde, su seviyesini gösteren plastik şamandıralar (veya sepetler) bulunur.
Suyu şamandıranın gösterdiği maksimum çizgiye kadar (veya kurşun plakaların yaklaşık 1 ila 1.5 cm üzerine çıkacak kadar) doldurmalısınız.
Eğer suyu ağzına kadar, taşacak seviyede doldurursanız, makine ilk harekete geçtiğinde sarsıntıdan dolayı o sular kapaklardan sızarak akü yüzeyine yayılacaktır.
Eğer suyu çok az koyar ve plakaların ucunu açıkta (havayla temas halinde) bırakırsanız, şarj esnasında o açıkta kalan kurşun plakalar aşırı ısınarak oksitlenir ve kapasitelerini kalıcı olarak kaybeder.
6. İnsan Hatasına Son: Aquamatik (Otomatik Saf Su Dolum) Sistemi
24 veya 40 hücreli devasa bir akünün her bir kapağını tek tek açıp, elinizde bir huniyle milimetrik su eklemeye çalışmak hem çok zahmetli hem de tehlikeli bir iştir. Üstelik bir hücreye fazla, diğerine az su koyma ihtimaliniz %100’dür.
Bu insan hatalarını ve asit taşmalarını sıfıra indirmek için Aquamatik (Otomatik Su Dolum) sistemleri kullanılır.
Nasıl Çalışır? Akünün tüm kapakları birbirine özel ince hortumlarla bağlıdır. Sistemin tek bir girişi vardır. Şarj işlemi bittikten sonra, saf su bidonunun ucundaki jakı bu girişe takarsınız.
Su, hortumlar aracılığıyla tüm hücrelere aynı anda dağılır. Her kapağın içindeki özel şamandıralar, kendi hücresi tam ideal seviyeye geldiğinde vanasını otomatik olarak kapatır. Tüm hücreler dolduğunda sistemdeki küçük bir pervane (akış göstergesi) durur ve siz jakı çıkarırsınız.
İşlem sadece 2 dakika sürer. Aküye el değmez, asit sıçramaz, taşma olmaz. Doğuş Akü olarak revize ettiğimiz veya sıfır olarak sunduğumuz tüm traksiyoner bataryalarda, tesisinizin güvenliği için Aquamatik sistemlerini entegre ediyoruz.
7. Akünüz Zaten Taşmış ve Asitlenmişse Ne Yapmalısınız?
Eğer bu makaleyi okurken “Biz bunları hep yanlış yapmışız” diyorsanız ve deponuza indiğinizde akünüzün üzerini asitli sular, korozyonlar ve beyaz tozlarla kaplanmış görüyorsanız hemen panik yapmayın.
Asla asitli bir aküye çıplak elle veya koruyucu gözlük olmadan müdahale etmeyin.
Akünün yüzeyini temizlemek için, kaynar su ve sodyum bikarbonat (karbonat) karışımı hazırlayın. Karbonat, asidi nötralize eden en etkili maddedir.
Bu karışımla yüzeyi fırçalayarak temizleyin ve ardından basınçlı havayla %100 kuruyana kadar temizleyin. Kutup başlarındaki (kurşun uçlardaki) yeşillenmeleri temizledikten sonra ince bir tabaka vazelin sürerek tekrar oksitlenmesini engelleyin.
Eğer akünüz şarj tutmamaya veya çok erken bitmeye başladıysa, yanlış su eklemelerinden dolayı içindeki asit yoğunluğu bozulmuş olabilir.
Sonuç: Gücü Yönetmek Uzmanlık İster
Forklift akülerinizin bakımını şansa bırakmayın. Yanlış saf su uygulamaları, işletmenize her yıl gereksiz yere yüz binlerce liralık yeni akü maliyetleri çıkarır.
Mevcut akülerinizde asit taşması problemleri yaşıyorsanız, hücrelerinizin kuruduğundan şüpheleniyorsanız veya filonuza güvenilir bir Aquamatik (otomatik dolum) sistemi kurdurmak istiyorsanız; Doğuş Akü’nün mobil servis ağından destek alabilirsiniz.
Tesisinize gelip akülerinizin bome (asit) yoğunluğunu ölçelim, arızalı hücrelerinizi onaralım ve operatörlerinize doğru bakım prosedürlerini gösterelim. İşletmenizin enerjisini korumak ve makine parkurunuzun ömrünü iki katına çıkarmak için sayfanın altındaki WhatsApp butonundan uzman teknik ekibimize anında ulaşabilirsiniz!

